EnglishAnasayfa
 
News
Synopsis
Trailer
Director
Credits
Technical Info
Awards
Press
Photographs
Awards
Releases
DVD
Copyright Kaplan Film Production © 2009

MELEĞİN DÜŞÜŞÜ /BASIN

04/02/2005
ELVEDA MELEK, MERHABA DÜNYA
Ömer Çakkal / Yeni Şafak

Semih Kaplanoğlu'nun yeni filmi Meleğin Düsüsü, tüm yaşadıklarına karşın sabreden bir genç kızın, içindeki kötüyü dinleyip yaşadığımız dünyanın kurallarıyla hareket etmeye varan yolculuğuna odaklı.

Aidiyet kavramına yoğunlaştığı ilk filmi Herkes Kendi Evinde ile 2001'de İstanbul Film Festivali ve Ankara Film Festivali'nde En Iyi Film ödüllerini evine götüren Semih Kaplanoğlu, 3 yıllık bir aradan sonra çektiği Meleğin Düşüşü ile sinemalara konuk. Yine kendisinin yazdığı senaryosuyla yola çıkan Kaplanoğlu. yeni filminde kader ve suçluluk kavramları ile yaptıklarımızın bizi götürdüğü yeri bir sonuca ulaşmaksızın tartışıyor. Geçtiğimiz ekim ayında 41. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışıp beş dalda ödül alan, bu ayın ortasında da Berlin Film Festivali'nin forum bölümünde boy gösterecek olan Meleğin Düşüşü'nde Tülin Özen, Budak Akalın, Musa Karagöz ve Engin Doğan rol alıyor.

BİR BAVULLA DEĞİŞEN KADER

Filmin merkezinde, İstanbul'da köhne bir dairede babası ile birlikte yaşayan, tekdüze yaşamının ona ördüğü kumpastan, dua edip, adaklar adayarak aşmaya
çalışan Zeynep var. Bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışan genç kız, babasının tacizlerinin de etkisiyle iyiden iyiye içine kapanan ruhunu maneviyata çevirmiş, sabırla, 'çıkışı' Allah'tan beklemektedir. Kendisinden yaşça küçük otel çalışanı Mustafa'nın ilgisine karştlık vermez, ama onu reddetmez de ... Şehrin başka bir köşesinde ölen genç bir kadının modern elbiselerinin Zeynep'e verilmesi. yeni bir yola giriştir onun için. Babasından yediği tokata tepkisi. içinde biriktirdiklerini açığa çıkarır. Eve sarhoş gelen babasını öldüren Zeynep, özgürlüğünü ele alma yolunu seçerken, içindeki kötünün tutsağı mı olmuştur?

YARGILAMA DEĞİL, SORGULAMA VAR...

Yağmurların hiç durmaksızın gökten boşaldığı, sıcak mekanlarıyla izleyiciyi içine çeken Herkes Kendi Evinde'nin ardından Semih Kaplanoğlu, doğrusu yeni bir yola girmiş. Belki ele aldığı konudan, belki de yönetmenin sadeliğe yönelme arzusundan ötürü Meleğin Düşüşü, karanlık, zaman zaman simgesel anlatıma başvuran, yalnızca iki yerde müziğin sesinin yükseldiği, izleyiciye gör-geç demeyen, filmden nasiplenmesi için ona iş veren, yönetmenin deyimiyle "onun gözüne değil kalbine hitabeden", zor bir film. Muhatabının yalnızca gözüne hitabeden bir sinemaya alışmış izleyici için soğıık duş etkisi yapacak kadar da sert. Meleğin Düşüşü, bildik kalıplardan yola çıkmıyor. Finalde mutlu sonla bitmediği gibi. sorguladığı konular hakkında bir yargıda da bulunmuyor. Ne mi yapıyor? Yalnızca tartışıyor. Kaderi, özgürlüğü, tutsaklığı, iyiyi, kötüyü, istemeyi ve suçu ...

Eğer tüm yazılıp çizilenleri unutup boş bir zihinle Meleğin Düşüşü'ne giderseniz, az önce saydığımız kavramlar üzerine derinlikli bir film izleme olanağına sahip olacaksınız.