EnglishAnasayfa
 
News
Synopsis
Trailer
Director
Credits
Technical Info
Awards
Press
Photographs
Awards
Releases
DVD
Copyright Kaplan Film Production © 2009

MELEĞİN DÜŞÜŞÜ /BASIN

20/4/2005
"KALBE GİDEN YOLUN YOLCUSUYUM"
SEMİH KAPLANOĞLU - ÖMER ÇAKKAL SÖYLEŞİSİ
Yeni Åžafak

9 Eylül Universitesi Sinema- Televizyon Bölümü mezunu olan Semih Kaplanoğlu, 2001'de çektiği "Herkes Kendi Evinde"nin ardından "Meleğin Düşüşü" ile yoluna devam ediyor. Aidiyet kavramına yoğunlaştığ ilk filmin ardından tercihler ve suç olgusu etrafında gezinen Kaplanoğu, yeni filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden 6 ödülle dönmüştü. Yönetmenine göre film ele aldığı öyküyü sonlandırmadığı gibi olaylann sonuçlarını ve yorumunu da izleyici ye bırakıyor.

Filmin adından başlayalım. "Meleğin Düşüşü" adı, içinde neler barındırıyor?

İnsan nefsinin, egosunun istekleriyle iyilik ya da kötülük noktasına gelebiliyor. Biz bir şeyler istiyoruz ve o bizi bir noktaya sürüklüyor. Ama bizden başka, daha büyük bir isteyen daha var. Asıl önemli olan, o bizi nereye götürecek? Filmin adı, kahramanı Zeynep'in bir süreçten başka bir sürece geçişini anlatıyor aslında.

Zeynep babasının tacizlerine, hayatın kötü ve karanlık yanlarına rağmen içindeki meleği korumaktan yana. Babasını öldürdüğü sahnede ise bir anlamda içindeki "kötülüğün sesi" ni dinliyor. Özgürlüğüne bu yolla kavuşuyor. Yönetmen burada, kadere boyun eğmek yerine kötü de olsa bizi özgürleştirecek eylemleri gerçekleştirmemiz gerektiğini mi savunuyor? Dahası kaderin kimin elinde olduğuna, kimde olursa ne tür bir yola girileceğine dair bir içsel tartışma mı var filmde?

Zeynep'in dileği yaşadığı hayattan kurtulmak. Yatırlara gidiyor, dua ediyor.
Sonunda ona, trafik kazasında ölmüş bir kadının elbiseleriyle dolu bir bavul geliyor. Bavuldan çıkarıp giydiği elbiseyi gören babasından tokat yiyor. Ve o ana kadar boyun eğme ve kaderine razı olma yolunu seçen kız, babasının bu tepkisi karşısında, onu öldürüyor. Bu bavulona iyilik olarak mı, yoksa kötülük olarak mı geldi, onu bilmiyoruz. Aslında buralar, filmin finali de dahif, hayatla olan bağlarımız üzerine herkesin başka bir yola yorumlayacağı yerler. Çünkü
hiçbirimiz ne tam iyiyiz; ne de tam kötü. Bazen şeytanın oyununa geliyoruz; bazense meleksi yanımızı dinliyoruz. Şu var ama; biz aslında hiçbir zaman kendi kaderimizi belirleyemiyoruz. Olay tamamen düşündürmek üzerine kurulu. Izleyiciye "sen ne düşünüyorsun bu konuda?" diyor film. Ve öykü sonlanmıyor. Final o yüzden öyle kuruldu. Zeynip'in balkona çıktığı sahneyi yaşadığı kötü hayata meydan okuma olarak da yorumlayabilirsiniz, intihar girişimi olarak da.

"Meleğin Düşüşü", ilk filminize göre daha karanlık, karamsar, belki daha simgesel, mekanların geri planda kaldığı; karakterlerin hatta Zeynep üzerine kurulmuş bir film. Sinema diliniz düşünüldüğünde ilk filmden yola çıkıp bir bütünlüğe nereden ulaşacağız?

"Herkes Kendi Evinde"nin ardından sinema dilim bir sadeleşmeye doğru kayma eğiliminde. Sorunuzdan filmimin zor bir film olduğu fikrine kapıldığınızı anladım. Ben öyle düşünmüyorum. Televizyonun da etkisiyle popüler sinema, izleyiciyi kolaya alıştırdı. Izleyiciyle film arasında "bakıp geçme" ilişkisi var. Ben gözlerden çok, kalplere doğru giden bir yolun yolcusuyum.

Filmde anlatmak istediklerinizin tam olarak izleyiciye ulaşabileceği noktasında içiniz rahat mı? Yapmak istediklerinizi gerçekleştirebiidiniz mi?

Buna cevap vermek zor. Zira yola çıkarken düşündüğüm senaryonun üzerinden, çekimler ve kurgu sırasında defalarca geçtim. Yani herşey bitmiş; miksajı yaparken dahi senaryo yeniden şekilleniveriyordu. Şu sahneyi de koyalım o zaman diyordum. Çekim için gidilen her mekan, filmde görünen tüm oyuncuların beraberinde getirdikleri hayat tecrübeleri, yüzlerindeki mimiklerine varıncaya kadar filme bir şeyler kattılar.

"Meleğin Düşüşü"nün Yunanistan'la ortak yapım ve desteğini Eurimage'den alan bir film. Türkiye'de sermaye yapımlarınızın arkasında duruyor mu?

Sanmıyorum. Türkiye'de sanata destek olmak isteyen sermaye gruplarının sayısı çok sınırlı. Filmlere destek verenler de markalarının filmlerinin içinde apaçık görünmesini istiyorlar. Sanata destek olmak, reklam yapmakla birbirine karıştırılıyor. Destek verenlerin adı jenerikte yazılır. Ben sade bir film yapmak isteyen biri olarak, filmime destek olması için sermayeye gitmiyorum bile.
Zaten olması gereken onların gelip, desteklerini bildirmesi. Yönetmen filmine para mı arayacak, film mi çekecek?