EnglishAnasayfa
 
News
Synopsis
Trailer
Director
Credits
Technical Info
Awards
Press
Photographs
Awards
Releases
DVD
Copyright Kaplan Film Production © 2009

MELEĞİN DÜŞÜŞÜ /BASIN

02/2005
ÇÖLDE VAHA DEĞERİNDE TÜRK FİLMİ
Engin ERTAN / AKTÜEL

İlk uzun metraj filmi 'Herkes Kendi Evinde' ile çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde ses getiren ve ödüller kazanan Semih Kaplanoğlu, dört yıllık bir aradan sonra ikinci uzun metraj! 'Meleğin Düşüşü' ile karşımızda. Geçtiğimiz yıl Antalya Film Festİvali'nde yarışan ve ilk gösterimi burada gerçekleşen film, festivalden En İyi İkinci Film ve En İyi Kadın Oyuncu ödülleri başta olmak üzere, toplam altı galibiyetle dönmüştü.

İlk filminde aidiyet teması üzerine giden Kaplanoğlu, 'Meleğin Düşüşü'nde genç bir kızın, Zeynep'in (Tülin Özen) dünyasına sokuyor bizleri. Zeynep bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışmakta ve babasıyla (Musa Karagöz) beraber yaşamakta. Ancak babasının tacizleri nedeniyle hayat onun için giderek katlanılmaz bir hale geliyor. Giderek yalnızlaşan Zeynep, içinde bulunduğu durumdan bir çıkış yolu arıyor. Dilekler diliyor, oruç tutuyor ama nafile ... Gelgelelim, bir gün yolları ses teknisyeni Selçuk (Budak Akalın) ile kesişiyor. Karısının ölümünden dolayı suçluluk duyan Selçuk, bir tanıdık aracılığıyla karısının eşyalarının durduğu bavulu Zeynep'e veriyor. Bu bavul beklenmedik şekilde genç kızın hayatını değiştiriyor. Bu değişimde, aşkına karşılık vermediği, kendisinden yaşça küçük iş arkadaşı Mustafa (Engin Doğan) da ona arka çıkıyor. Kaplanoğlu bu hikayeyi olabildiğince minimal bir tarzla peliküle aktarmış. Yaklaşık üç yıllık bir sürece yayılan proje, Antrakt haftalık sinema gazetesinin düzenlediği Kodak Uzun Metraj Senaryo Yarışması'nda ödül kazanmasının ardından çeşitli değişikliklere uğramış. Yönetmen her anlamda sadeleşrneye giderek, olabildiğince gerçek bir dünya yaratmış. Bu sadeleşme sadece gerçekliğin yakalanması değil, aynı zamanda sinemasal anlatım olanaklarının metnin altında ezilmemesi açısından da işlevsel olmuş.

'Meleğin Düşüşü'nde neredeyse hiç yapay ışık kullanılmamış, yer yer sessizliklerin hakim olduğu plan sekanslar bekliyor seyirciyi. Her türlü fazlalıktan arındırılmış, merkezi belli ve kontrollü bir sinema bu. Kaplanoğlu belli ki, hem minimal bir anlatım hem de yüzleri eskimemiş, sinemada ilk deneyimini yaşayan oyuncularla bir özgünlüğün arayışına girmiş. Bunu yakalamış olduğunu söylemekteyse tereddüt etmemize hiç gerek yok. Filmin hem sinemasal tercihleri hem de tematiğiyle iki sinemacıyı, Robert Bresson'u ve Tsai Ming-liang'i da akla getirdiğini söylemekte de fayda var. En nihayetinde 'Meleğin Düşüşü' seyirciyi kader, ahlak, bireyin kendi içindeki iyi-kötü çatışması gibi konularda düşünmeye davet eden sinemasal bir meditasyon.

Son yıllarda ülkemizden çıkan en iyi filmlerden birisi (hatta belki birincisi) olarak nitelendirebileceğimiz 'Meleğin Düşüşü' kuşkusuz seyirci ilgisini hak ediyor. Sinema filmi kisvesi altında önümüze sunulan televizyon skeçlerinden, kontrolsüz bir harala gürelenin hakim olduğu karmaşalardan artık sıkıldıysanız, tüm bu popülist balonlara artık karnınız toksa, 'Meleğin Düşüşü' sizin için de çölde vaha niteliği taşıyacaktır. Yine bu ay içinde Berlin Film Festivali'nde 'Forum' bölümünde gösterilecek film, sinemamıza kazandırdığı yeni bir yüzle; Zeynep rolünde filmin olgunluğuna uyumlu, kontrollü bir performans veren Tülin Özen'i seyirciyle tanıştırması açısından da önem taşıyor. Bizce kaçırmayın.