04/02/2005
'-MIŞ GİBİ YAPMAK KURTARIR MI?'
Elif Tunca / Zaman
Semih Kaplanoğlu'nun ikinci uzun metraj çalışması "Meleğin Düşüşü", haftanın tek yerli filmi. Kaplanoğlu, filminde çok sıradan görünen bir hayatın, çok sıradan görünen anlarına bakıyor.
Ancak bu sıradanlık, sadece görünüşten ibaret. Çünkü bu ülkenin insanları, '-mış gibi yapmayı'
çok iyi becerir. Bir şeyler ters gitmiyor'muş gibi', bir yerlerde yanlışlık yapılmıyor'muş gibi', her şey gündelik hayatın içinden akar, geçer. Eminönü meydanında konuşan gözlemeci bir kadınla bir genç kızın kim bilir ne öyküleri vardır; ama bakınca yok'muş gibi'dir.
Hikayenin kahramanı Zeynep, Eminönü'nde gözlemeci kadınla konuşan kız, bir otelde temizlik
görevlisi. Görülebildiği kadarıyla hayatında fazla bir renk yok, daha çok karanlık hakim (dolayısıyla filme de). Ara sıra genç bir çocuk takılıyor kendisine, iş arkadaşı Mustafa. Zeynep'in ona karşı tutumu ise net değil. Zira onun, Mustafa'nın anlayamayacağı çok başka
dertleri var; mesela gecelerini kabusa çeviren babası.
İşte hikaye bu; her mahalleden çıkabilecek bir hikaye. Kaplanoğlu bu hikayeyi, birikimleri
doğrultusunda perdeye aktarıyor ve doğrusu ne eksiği ne fazlası var. Görüntüleriyle çağrıştırdığı Nuri Bilge Ceylan'a, sese verdiği önem ve bunu yansıtışıyla Zeki Demirkubuz'a yaptığı göndermeleri de jenerikte bir teşekkürle süslüyor. İçinde yaşadığı topluma biraz daha dikkat kesilmek isteyenler için, haftanın seçimi "Meleğin Düşüşü" olabilir. Bu arada ilk denemesinden başarıyla çıkan Tülin Özen'in, Zeynep rolüyle geçtiğimiz yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" seçildiğini de ekleyelim.
|